5 Kasım 2010 Cuma

XP yüzde 60'ın altını gördü, Windows 7 uçuyor


Microsoft'un halen dünyada en çok kullanılan işletim sistemi olma özelliğini taşıyan emektar XP'si ilk kez kullanım oranında yüzde 60'ın altına düştü.

Microsoft'un artık efsaneleşen ve dünya genelinde milyonlarca kullanıcının halen vazgeçemediği işletim sistemi Windows XP'nin payı ilk kez yüzde 60'ın altına indi. Net Applications'ın verilerine göre Ekim ayında dünya çapında XP'nin payı ilk kez yüzde 59 seviyesine geriledi. Aynı dönemde Vista da yüzde 12,88'e düşerken, Windows 7 ise adeta bir sıçrama gerçekleştirdi ve yüzde 18,24'e tırmandı. Mac OS yüzde 5 ile dikkat çeken bir diğer işletim sistemi ve iOS yüzde 1,26 ile yüzde 1 barajını geçebilen son işletim sistemi.

"Keşke beraber olsalar"



atv ekranlarında yayımlanan "Gönülçelen" dizisinde Tuba Büyüküstün'ün canlandırdığı "Hasret" ve Cansel Elçin'in canlandırdığı Murat karakterlerinin aşkı ilgiyle izleniyor.

Geçtiğimiz haftalarda Sami Soydan ile yollarını ayıran Tuba Büyüküstün'ün adı, çok geçmeden dizideki rol arkadaşı Cansel Elçin ile aşk dedikodularına karışmıştı.

İkiliyi birbirine çok yakıştıran dizinin hayranları ise dizideki aşk hikâyesinin gerçek hayata taşınmasını çok istiyor. Forum sitelerine girip ikiliyle ilgili yazılar yazan hayranları, "Keşke gerçek hayatta da beraber olsalar" diye yazdı.

Dövmeyi sildirtti şarkısı kalıyor


Seksi şarkıcı Hadise, 2 yıllık sevgilisi Sinan Akçıl ile ayrıldığını duyurmak için basına yaptığı açıklamada "Sayın Sinan Akçıl" ifadesini kullanmıştı.

Ayrılığın ardından gözlerin çevrildiği müzisyen, twitter'daki sayfasından Hadise ile ilgili ilk ve son kez konuştu. Akçıl, şunları söyledi: "Özel hayat özeldir ve 3. kişilere yer yoktur. Bu konuda dünya dursa bundan sonra tek satır ya da kelime duyulamaz. Neden kendisi için 'sayın' diye yazmadığıma gelince de... İki yıl 'en özelim' dediğiniz kişiye 2 gün sonra 'sayın' diye hitap etmek kadar sahte ve inandırıcılıktan uzak bir tavrım olamaz. Bu, komikliktir.

Takvim’in haberine göre, Sinan Akçıl, eski sevgilisiyle ilgili sert sözler sarf ederken Hadise de boş durmadı. Şarkıcı, tekrar bir araya gelmesinin söz konusu olmadığı ilişkisinden kalan bir izi yok etti.

Müzisyenle aşklarının başladığı "27 Aralık 2008" tarihini geçtiğimiz aylarda Roma rakamlarıyla bileğine yazdıran Hadise, önceki akşam aşkının simgesi olan dövmesini sildirtti.

Bununla birlikte Hadise’nin Sinan Akçıl’in şarkılarını da albümden çıkarttığı söylentiler arasındaydı. Ayakligazete.com’a bu haberlerin tamamen yalan olduğunu söyleyen Akçıl, albümün mixleriyle uğraştıklarını da dile getirdi.

Sinan Akçıl, bir sosyal paylaşım sitesinden paylaştığı 'Hande Yener'le ilişkim muhteşem bir albüm ve müzik ilişkisidir' yazısıyla da Hande Yener'le hakkında çıkan aşk dedikodularını yalanladı

New York'ta Beş Minare bir cesaret gösterisi



Mahsun Kırmızıgül Türk sineması için tezlere konu olacak kadar ilginç bir isim. Müzik geçmişi ortadayken birden bire sinemaya el atan, bunu yaparken de herkesi şaşırtacak kadar başarı yakalayan ve artık Türk sineması için de çok önemli bir isim olan Kırmızıgül ilk filmi olan Beyaz Melek’te izleyenleri şaşırtmıştı. Bu filmde kır kökenli toplumun aile yapısıyla şehirleşmiş toplumun dejenerasyonunu çok vurucu bir şekilde izleyiciye anlatmıştı. İkinci filmi Güneşi Gördüm, Güney Doğu Anadolu’nun acılarına odaklanmıştı. Bütün bu hikayeler Mahsun’un kişisel tecrübelerinin izlerini taşıyordu. Ve onun kendine has duyarlılığı filmlerdeki farkı yarattı. Son filmi New York’ta Beş Minare ilk filmlerinden çok daha evrensel bir konuya odaklanıyor. 11 Eylül sonrası ABD’nin ve onun suyundan giden birkaç ülkenin yarattığı 'İslam eşittir terörizm' yalanını hedef alıyor New York’ta Beş Minare. Bu anlamda çok önemli bir yapım. Bir de bu hikayeyi anlatırken Hollywood ünlülerinin de oyuncu kadrosunda yer alması daha da bir önem katıyor filme. Cehennem Silahı’ndan tanıdığımız Dany Glover, Showgirls ve Cocktail’den hatırlayacağınız Gina Gershon ve tabii Terminatör 2’deki kötü robot rolündeki performansıyla gönüllere taht kuran Robert Patrick önemli roller üstleniyorlar. Bizim oyuncularımıza gelirsek; filmin en önemli rolü Haluk Bilginer’e ait. İslam’ın terör ile hiç bir şekilde uzlaşmadığını ve İslam gerçeğinin ne kadar hümanist olduğunu onun diyaloglarında görüyoruz. Bilginer’in canlandırdığı Hacı Gümüş karakterinin tam zıttı iki karakter bulunuyor öykü de. Birincisi fanatik bir cemaatin terörist başı olan Deccal, ikincisi ise ABD’deki İslam karşıtı fanatiklerin öyküdeki temsilcisi Robert Patrick’in canlandırdığı FBI müdürü. Haluk Bilginer’in karakteri Hacı Gümüş senaryoda ne kadar ayrıntılı işlenmişse onun karşıtı iki karakter o kadar karikatürize kalmış. Halbuki bir filmin ana mesajı ona tezat oluşturan fikirlerin iyi yorumlanmasıyla güçlenir. Zaten benim filme en büyük eleştirim bu noktada. Yabancı karakterlerin rolleri çok karikatürize kalmış. Film Mahsun Kırmızıgül ve Haluk Bilginer üzerinden gidiyor. Onun dışındaki karakterlerin yönetilmesinde ve hikayelendirilmesinde problem var. Mesela Mustafa Sandal’ın oyunculuğu iyi ama senaryo içinde o kadar dar bir alana tutsak edilmiş ki o rolün daha etkileyici olarak oynanması imkansız. Halbuki filmin içinde bazı sahneler Türk sineması için bir çok ilki barındırıyor. Özellikle Murat Ünalmış’ın oynadığı bir ülkücü örgütlenmenin yemin töreni var, gerçekten etkileyiciydi. Bunun karşıtı olarak polis öğrencilerinin yemin töreni ve zikir sahnesi filmin önemli bölümleriydi. Filmin başındaki baskın sahnesi de izleyiciyi çok memnun edecektir. Çünkü Türk sinemasında bu tür aksiyon sahnelerinin böylesi başarıyla çekildiğini görmedik. Mahsun Kırmızıgül’ün artı hanesine bir noktayı daha eklemeliyiz. Eşref Kolçak gibi bir efsaneyi öyle iyi kullanmış ki hikayenin içinde diğer iki filmindeki Yıldız Kenter ve Erol Günaydın gibi büyük isimlerle kurduğu iyi ilişkinin, aldığı pozitif performansın rastlantı olmadığını kanıtlıyor. Filmin tümüne baktığımda Mahsun Kırmızıgül’ün çektiği üçüncü film olan New york’ta Beş Minare ilk iki filmden daha fazla eleştirilmeyi hak ediyor. Ama Kırmızıgül’ün bu kadar büyük hacimli bir filmi çekme cesaretini de alkışlıyorum. Sürekli sağlam zeminde gezme kolaycılığına kaçmıyor Kırmızıgül, daha büyüğünü daha zorunu hedefliyor. Risk büyüdükçe kayıplar olacaktır. Bu gün yanlış olan yarın daha doğru olur. Türk sinemasının da buna ihtiyacı var zaten… Mahsun sinemamızın cesaretli yüzü...

FİLMİN KÜNYESİ

l Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül l Senaryo: Mahsun Kırmızıgül l Oyuncular: Haluk Bilginer, Mahsun Kırmızıgül, Engin Altan Düzyatan, Ali Sürmeli, Danny Glover, Robert Patrick, Gina Gershon, Mustafa Sandal, Eşref Kolçak

l Yapım: 2010, ABD, Türkiye, 110 dak. l Tür: Aksiyon

Vay Arkadaş güldürdün beni

Türk sinemasının genç yetenekleri Mete Horozoğlu, Fırat Tanış ve Ali Atay Vay Arkadaş filmini bir kahkaha bombası olarak önümüze koydular

Türk sinemasının en güçlü türü komedidir. Bu güç bazen komedinin sömürülmesine de sebep olur. İşte o yüzden çok seyredilse bile bazı filmler eleştirilir, ucuza kaçtığı söylenir. Bu hafta vizyona giren Vay Arkadaş filmi son dönemde çekilen en kaliteli komedi olmaya aday bir film. Filmdeki üç arkadaşı Dilberin Sekiz Günü’ndeki harika performansıyla hatırlayacağımız Fırat Tanış, Nefes filminin hepimizi ağlatan yüzbaşısı Mete Horozoğlu ve İyi Seneler Londra,

40 filmlerindeki performansıyla kendini kanıtlamış olan Ali Atay canlandırıyor. Dikkat ederseniz oyuncuların en iyi filmleri içinde hiç komedi yok. Çünkü Horozoğlu, Tanış ve Ali Atay aslında böylesi komik performanslarıyla görmediğimiz oyuncular. Ama o kadar başarılı bir film çekmişler ki değme komedyene taş çıkartıyorlar. 1958 yılında Memduh Ün’ün yönettiği Üç Arkadaş filmine selam çakan Vay Arkadaş komedinin iyi performanslarla nasıl kaliteli bir şekilde izleyiciye sunulabileceğinin kanıtı aynı zamanda. Manik (Ali Atay), Tik (Fırat Tanış) ve Dildo (Mete Horozoğlu) aynı evde kalan çok yakın üç arkadaştır.

EVGAR ÇOK BAŞARILI

Dildo’nun babası hastalanınca üç kafadar ameliyat için para bulma savaşına girerler. Tek yol araba çalmaktır. Fakat çaldıkları bir arabanın bagajında kokain, diğerinde ceset çıkar. Üçüncü araba ise emniyet müdürünün çılgın kızına aittir. Alın size karmaşa ve komedi. Bu arada üç kafadarın yanında kadın oyuncu olarak Demet Evgar neredeyse bütün performansları gölgede bırakan bir oyunculuk ortaya koyuyor. Evgar bu tür Yeşilçam kokan, komediyi ve dramı içinde barındıran üç filmde daha oynasın Türk sinemasının dört yapraklı yoncasının bir yaprağı olmuştur demek. Gülmek ve iyi film izlemek için gönül rahatlığıyla

Vay Arkadaş’a gidebilirsiniz.

FİLMİN KÜNYESİ

l Yönetmen: Kemal Uzun l Senaryo: Caner Güler l Oyuncular: Demet Evgar, Ali Atay, Mete Horozoğlu, Fırat Tanış, Mustafa Üstündağ Rasim Öztekin l Yapım: 2010, Türkiye l Tür: Komedi

Pak Panter

Özel olarak kurulmuş Pak Panter teşkilatı ve istihbarat elemanlarının başından geçen son derece aksiyonel ve bir o kadarda komik maceraların anlatıldığı, izlendikçe ve serileri üretildikçe tıpkı James Bond ve Pembe Panter filmleri gibi kendi kitlesini oluşturacak olan serinin ilk filmi Pak Panter içine düştüğü durumlarla kendi halklarının gözünde komik durumlara düşen 'paranoyak yönetim anlayışı'nın geleneklerini hicvediyor.

FİLMİN KÜNYESİ

l Yönetmen: Murat Aslan

l Senaryo: Murat Aslan

l Oyuncular: Ufuk Özkan, Mehmet Ali Erbil, Sümer Tilmaç, Doğa Rutkay, Berrak Tüzünataç, Erdal Tosun, Metin Zakoğlu

l Yapım: 2010, Türkiye

l Tür: Aksiyon, Kom

Google'ın hatasını bul, 3 bin doları al



Yeni bir ödül programını devreye alan Google servislerinde bulunan açıkları bildiren yazılım geliştirici ve web programcılarına ödül veriyor. Güvenlik açığının ciddiyetine göre değişen ödül miktarı ise 500 dolarla $3,133.7 dolar arasında değişiyor. Google başta YouTube, Blogger, Orkut olmak üzere kullanıcı adı ve parola ile çalışan her türlü servisi için bu uygulamayla para kazanmak isteyen yazılımcıları teşvik etmeyi amaçlıyor. Şimdilik Google'ın masaüstü uygulamalarını kapsamayan ödül programının genişletilmesi de alınan sonuçlara göre mümkün olabilecek. Ödül programı 18 yaşından küçükleri ve Google'ın ambargo uyguladığı Kuzey Kore, Küba, Suriye gibi ülkeleri kapsamıyor.

Apple'ın flash desteği kısa sürdü



Dün yaptığımız haberde SkyFire uygulamasıyla birlikte iPhone ve iPad'lere flash desteğinin geleceğini belirtmiştik. Dün sadece Amerika'da yayınlanan program App. Store'da ilk defa tükendi ibaresini aldı.

Satışa çıktığı 5 saat içerisinde yoğun ilgi gören SkyFire, bu süre içerisinde en çok satan uygulama ünvanını da alarak rekor kırmış oldu. Ancak bu yoğun ilgi uygulamanın sunucularını çökertti. Bu yüzden çalışmaz hale gelen uygulamaya Apple tarafından "Tükendi" ibaresi konuldu.

Videoları HTML 5 formatına çevirerek Safari'ye gönderen ve böylece flash videoları göstermeye yarayan uygulamanın sahipleri uygulamanın işleyişini durdurup sunucuyu güncellemeye başladı. Uygulamanın en kısa zamanda yenilenmiş ve daha geniş sunucularda tekrar çalışmaya başlayacağı açıklandı.

Ancak kısa sürede bu yoğun ilgiden sonra sunucuları ne kadar arttıracaklarını bilemiyoruz, fakat herkesin bu uygulamayı beklediğini ve sadece Amerika'nın sunucuları çökerttiğini düşünürsek Avrupa'da da yayınlandığında ne olur tahmin bile edemiyoruz.

Facebook Fırsat İşine Girdi, Mobilde Yenilikler Var


FACEBOOK mobil odaklı olacağını ifade ettiği toplantıyı, dün Palo Alto’da gerçekleştirdi ve önemli açıklamalarda bulundu. Zuckerberg’in de bulunduğu ve özel davetlilerin katıldığı toplantının bombası Facebook’un yerel fırsatlar sunacağını açıklaması oldu.

Toplantının önemli konusu Facebook Fırsatlar (Facebook Deals) olmasına rağmen mobile dönük açıklamalar da kayda değerdi. Şirketin, Facebook markalı bir mobil cihaz tanıtıp tanıtmayacağı merak edilirken bu konudaki beklentiler umduğunu bulamadı.

Facebook’un herhangi bir mobil cihaz üzerinde çalışmadığını Webrazzi Summit toplantısı öncesinde Christian Hernandez Gallordo bizimle paylaştı. Gallardo ”iPad için Facebook uygulaması” hakkındaki sorumuza da olumsuz yanıt verirken, Kalifornia’daki toplantıda Zuckerberg’in iPad’i bir mobil cihaz olarak görmediğini söylemesi şirketin aynı bakış açısına sahip olduğunu gösterir nitelikteydi.
Zuckerberg, Facebook’un mobil cihazlarda kullanımını artırmak amacıyla tek dokunuşla web sitelerine giriş sağlayan bir yapı oluşturduklarını açıkladı. Mobil cihazları hedefleyen ve kullanıcı adı/şifre kullanımının yerini alması beklenen yenilik, temelde Social Graph ile desteleniyor. Bu altyapı ile güncellemeye giden yeni Facebook Mobile SDK, geliştiricilere sunulurken Read API, Write API ve Search API de genel kullanıma açıldı. Facebook mobil güncellemesi konum özelliklerine ise Facebook Fırsatlar’ı getirdi.

Facebook Fırsatlar açıklamalara göre yerel kampanyaların Facebook kullanıcılarına ulaşmasını hedefliyor. Bazı yorumlar Facebook’un Groupon gibi fırsat sitelerine rakip olabileceğini söylese de bu pek gerçekçi durmuyor. Çünkü Facebook’un resmi elden kampanya yürütmeyecek olması işi tamamen mekanların üzerine yıkıyor. Bu nedenle de asıl rekabet endişesi yaşaması gerekenin Google Places olması gerektiğini söyleyebiliriz.

Facebook Fırsatlar, şimdilik yalnızca Amerika’da geçerli olacak. Facebook.com/Places sayfasının Türkçe desteği olmasına rağmen fırsatlar konusundaki İngilizce açıklama aşağıdaki şekilde.
Mobil dünyayı oldukça önemseyen ve stratejilerini sürekli gözden geçiren Facebook’un, fırsat işine girmesini sürpriz olarak görmemek ve Facebook Places’in neler getirdiğini tekrar hatırlamak gerekiyor. Sahip olduğu kullanıcı potansiyelini göz önünde bulundurarak Facebook’un konum tabanlı geleceği üzerine uygulamalar geliştirmek de iyi bir fikir olabilir.


Steve Jobs'ın teknolojiyi her zaman daha ileriye götürmek ve endüstri standartlarını belirlemek konusunda son derece atılgan hamleler yaptığına daha önce de defalarca şahit olduk. Apple'ın Back to Mac etkinliğinde tanıtılan yeni ürünlerinde de durum farklı değil. Peki ama bu yenilikler bir standart haline dönüşebilir mi? Kararı kendiniz verin...

Apple'ın yeni MacBook Air'lerinde, farklı ürünlerde görmeye alıştığımız gibi bir "kurulum CD'si" yer almıyor. Bunun yerine Apple, yeni MacBook Air'lerle beraber bir "kurulum USB'si" vermeyi tercih etti. Gerçekten de CD ve DVD'lerin kullanımı kapasiteleri hızla artan USB bellek ve bulut bilişim çözümleri ile azaldı fakat Apple onları tamamen ortadan kaldırmanın vakti geldiğine inanıyor.

iPod'lar için flash tabanlı veri depolama alternatiflerinin kullanıma başlaması çok önemli bir yenilikti. Genellikle hareket halinde kullanılan iPod'larda şarkı atlama sorununu bu yöntemle tarihe karışmıştı. Ama Steve Jobs artık şu anda en yaygın olan geleneksel sabit diskleri de tarihe gömmeye niyetli. Daha dayanıklı ve daha pratik olan flash bellekler artık Apple tarafından hemen her türlü veri depolama ihtiyacının çözümü olarak kullanılıyor.

FaceTime ve hızlı açılan bilgisayarlar

Apple kullanıcıların online sohbet alışkanlıklarını da değiştirmeye kararlı. iPhone 4 ile tanıtılan FaceTime, önce iPod Touch'a ve şimdi de tüm Mac'lere geldi. FaceTime'a büyük önem veren Apple, daha önce iSight olan kamera markasını bile FaceTime kamerası olarak değiştirdi. FaceTime'ın en dikkat çeken özelliği ise iPhone kullanıcılarının da artık Mac kullanıcıları ile rahatlıkla görüntülü sohbet edebiliyor olmaları.

iPhone'u iPhone yapan uygulama zenginliği kadar, uygulamalara sahip olup kullanmaya başlamanın da son derece kolay olması. Apple kullanıcıları için artık bir alışkanlık haline gelen kolay uygulama sahibi olma imkanı, iPad'ler ile daha da yaygınlaştı. Üstelik artık ünlü App Store'da sadece mobil cihazlar ve iPad için değil tüm Mac cihazlar için uygulamalar yer alıyor.

Son olarak Apple, bilgisayar kullanıcıların yıllardır devam eden "açılış bekleme" sorununa da el attı. Mobil ürünlerinde oldukça popüler olan "uyku modu" sayesinde artık yeni MacBook Air'ler son derece hızlı bir şekilde açılıp, kullanılmaya başlanabiliyor. iPad'de de büyük beğeni toplayan bu özelliğin Air'lerde de benzer şekilde karşılanacağını tahmin etmek zor değil.

556.3 milyon kâr!



Fiyatlar düştü, daha fazla ses ve data kullanıldı, Turkcell 556.3 milyon lira kâr etti
Turkcell’in 2010’un üçüncü çeyreğinde net kârı 556.3 milyon lira oldu. Turkcell abonelerinin aylık konuşma süresi 197 dakikayı aşarken, abone başı aylık gelir de 20.4 liraya çıktı. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, üçüncü çeyrek başarısındaki ana nedenin, müşterilerine odaklanmak olduğunu vurgulayarak, “Biz sadece abone sayısına, gelire, pazar payına odaklanmıyoruz. Birçok rakama bakarak şirketi uzun dönemli en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz” dedi.

Turkcell Grubu’nun yılın üçüncü çeyreğinde net kârı 556.3 milyon lira olarak gerçekleşti. Çağrı sonlandırma ve azami fiyat düzenlemelerinin “negatif” etkisiyle Turkcell’in gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1.7 azaldı. Ses ve mobil internette kullanım ücretlerinin düşmesine paralel olarak abone başı aylık ortalama konuşma süresi yüzde 33, kullanıcı başı aylık ortalama mobil internet kullanımı yüzde 343 arttı. Turkcell’in 3G kayıtlı abone sayısı 9.4 milyon, toplam abone sayısı 33.9 milyon olurken, faturalı abonelerin toplam abonelere oranı yüzde 25.3’ten yüzde 29.2’ye yükseldi. Abone başı aylık gelir, faturalı abone ve kullanım oranlarındaki artışla yüzde 4 artarak yüzde 20.4’e çıktı.

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, yatırımları sürdürüp avantajlı tarifelerle müşteri memnuniyetini sağladıkları üçüncü çeyrekte güçlü sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Ciliv, üçüncü çeyrek başarısındaki ana nedenin, müşterilerine odaklanmak olduğunu belirterek, “Sadece abone sayısına, gelire, pazar payına odaklanmıyoruz. Birçok rakama bakarak şirketi uzun dönemli en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz” dedi.

2011’de daha hızlı büyüyecek

2011’de Turkcell’in gelirlerinin 2010’a nazaran daha hızlı büyüyeceğine ve kârlılıkta gelişme yapacaklarına inandığını kaydeden Ciliv, fiyatların düşmesine rağmen abonelerin daha fazla ses ve mobil internet kullandığını, bu oranların etkisiyle operasyonel verimliliğin arttığını ve bunun karlarının yükselmesine yol açtığını vurguladı.

Bir yıl öncesine göre dakika başına fiyatta ortalama yüzde 30’luk düşüş yaşandığına ve bunun etkisiyle kullanımın yüzde 33 arttığına işaret eden Ciliv, her abonenin ortalama 197 dakika konuştuğunu söyledi. Ciliv, 2G’den 3G’ye geçmenin etkisiyle birim fiyatların bir yıl öncesine göre mobil internette yüzde 77 düştüğüne işaret ederek, mobil internet kullanımının kişi başına, geçen yılki 26 megabayttan 115 megabayta ulaştığını, geçen yıl mobil internet servis gelirlerinin toplam gelire oranı yüzde 15.6 iken, bu yıl ses dışı gelir oranının yüzde 20.5’e yükseldiğini anlattı.

İstihdamda frene basmadık

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, grup şirketlerine değinirken, Superonline’ın hızla büyüdüğünü belirterek, şirketin üçüncü çeyrekteki gelirlerinin yüzde 33’lük büyüme ile 91 milyon lira olduğunu, 112 milyon liralık da fiber optik yatırımı yapıldığını dile getirdi.

Ciliv, 4 yılda Turkcell’in “hep” büyüdüğünü de belirterek, “İstihdamda frene basmadık. Bunu fırsat eşitliği yaratarak yaptık. Turkcell ailesinde bugün 100 bine yakın insan çalışıyor. En iyi teknolojiyi getirmek Türk insanının potansiyelini kullanarak istihdam yaratmak önemli” diye konuştu.

Turkcell’in cep telefonu haftaya geliyor

SÜREYYA Ciliv, aylık ortalama 8.1 milyon adet internet kullanıcısına sahip olduklarını ve bunların 5.8 milyon adedinin 3G’li cihaz taşıdığını, 1.6 milyon da akıllı cihaz bulunduğunu kaydetti. Önümüzdeki hafta, Turkcell’e özel bir telefon olan Turkcell T10’u tanıtacaklarını bildiren Ciliv, Turkcell ve Huawei’nin çalışması sonucunda ortaya çıkan telefonla ilgili şunları söyledi:

“Akıllı bir cihaz. Fiyatı, birçok akıllı cihazın fiyatından yüzde 60-70 daha ucuz. Önümüzdeki dönemde akıllı cihazları doğru kullanıcı deneyimiyle uygun fiyatla sunmak bizim için öncelik olacak. T10’da müşteri deneyimine çok önem veriyoruz. Aynı zamanda bu telefonda Türkçe sesli arama motoru özelliği de bulunuyor. Buna benzer cihazları piyasaya sunmaya devam edeceğiz.”

Yönetimdeki değişikliğe değil işimize odaklandık

GEÇTİĞİMİZ günlerde gerçekleştirilen tartışmalı genel kurulun, yatırımcıları ve Turkcell çalışanlarını nasıl etkilediğine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Süreyya Ciliv, şunları söyledi: “Turkcell’in yönetim kurulu var, yönetim kurulu üyeleri var. Yönetim kurulu icraya karışmayan, operasyona karışmayan bir denetleme kurulu. Yönetim kurulunda bazı değişikler olabilir. Bugün Turkcell’in CEO’su benim. Ben ve ekibim işimize odaklıyız. Turkcell’in yönetim kurulunda gerginlikler en az 4 senedir var. Geçmiş dönemde olduğu gibi biz, işimize odaklandık. O yüzden güçlü bir performans ortaya çıkıyor. Bundan sonra da, böyle yapmaya devam edeceğiz.”


ANKARA/ANKA -

YÖK Genel Kurulu, rektör adaylarıyla iki gün boyunca görüştü. 15 devlet üniversitesinde gerçekleştirilen seçimlerde belirlenen 6 adayın her biriyle tek tek görüşen YÖK Genel Kurulu, görüşmelerin ardından oylama yaptı.

YÖK Genel Kurulu’nun 2010 yılının 17. toplantısını yapmak üzere dün ve bugün toplanan YÖK, toplantının ardından yaptığı yazılı açıklamada, devlet üniversitelerinde yapılan seçimle belirlenen 6’şar aday arasından yapılan seçim sonucunda belirlenen 3’er adayın isimlerinin Cumhurbaşkanlığı’na arzına karar verildiğini, ayrıca devlet üniversitelerine ait 18 fakülteye ve vakıf üniversitelerine ait 19 fakülteye dekan ataması yapıldığını bildirdi. Ayrıca açıklamada, iki vakıf üniversitesi mütevelli heyeti tarafından belirlenerek YÖK’e önerilen adaylar hakkında olumlu görüş bildirilmesi kararına varıldığı kaydedildi.

- REKTÖR ADAYLARI VE SIRALAMALARI-
YÖK Genel Kurulu toplantısında yapılan oylama sonucunda Cumhurbaşkanlığı’na sunmak üzere belirlenen, üniversitelerin rektör adayları ve sıralamaları şöyle:
Adnan Menderes Üniversitesi; Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu, Prof. Dr. H.Sema Başak, Prof. Dr. Şükrü Boylu, Balıkesir Üniversitesi; Prof. Dr. Mahir Alkan, Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper, Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper, Prof. Dr. Şerif Saylan, Celal Bayar Üniversitesi; Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Prof. Dr. Semra Öncü, Prof. Dr. Cemil Özcan, Gazi Osman Paşa Üniversitesi; Prof. Dr. Mustafa Şahin, Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Prof. Dr. Mehmet Murat Fırat, Gebze Yüksek Teknoloji Üniversitesi; Prof. Dr. Bekir Aktaş, Prof. Dr. Orhan Şahin, Prof. Dr. Salih Aynural, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi; Prof. Dr. Metin Tanoğlu, Prof. Dr. Mustafa Güden, Prof. Dr. Zafer İlken, Kafkas Üniversitesi; Prof. Dr. Sami Özcan, Prof. Dr. Cevdet Bozkuş, Prof. Dr. Abamüslüm Güven, Kocaeli Üniversitesi, Prof. Dr. Nurettin Abut, Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, Prof. Dr. Recep Tarı, Mersin Üniversitesi; Prof. Dr. Tuba Yelken, Prof. Dr. Halil Kumbur, Prof. Dr. Kemalettin Suha Aydın, Mimar Sinan Üniversitesi; Prof. Dr. Yalçın Karayağız, Prof. Dr. Güzin Konuk, Prof. Dr. Oğuz Ceylan, Muğla Üniversitesi; Prof. Dr. Mansur Harmandar, Prof. Dr. Nurettin Demir, Prof. Dr. İbrahim Yokaş, Mustafa Kemal Üniversitesi; Prof. Dr. Hüsni Salih Güder, Prof. Dr. Hasan Kaya, Prof. Dr. Asena Akdemir, Sakarya Üniversitesi; Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Prof. Dr. Harun Taşkın, Prof. Dr. Sami Şener, Sütçü İmam Üniversitesi; Prof. Dr. Mehmet Fatih Karaaslan, Prof. Dr. Aydın Akkaya, Prof. Dr. İ.Taner Kale, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi; Prof. Dr. Mahmut Özer, Prof. Dr. Mustafa Cömert.

-DEVLET ÜNİVERSİTELERİNE DEKAN ATAMALARI-
YÖK Genel Kurulu toplantısında, devlet üniversitelerine ait 18 fakülteye dekan ataması yapıldı. YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, dekan ataması yapılan devlet üniversiteleri, fakülteleri ve atanan dekan isimleri şöyle belirtildi:
Adıyaman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Kadir Karkın, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Vedat, Dağdemir, Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Hakan Taşdemir, Batman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dekanlığı’na Prof. Dr. Ahmet Cihan, Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Bilal Yücel, Çankırı Karatekin Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Ziya Şimşek, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Serdar Kurt, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Halil Yoleri, Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Fehmi Çelebi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Halit Tanju Besler, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Erdal Tekarslan, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Ömer Usta, Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Dekanlığı’na Prof. Dr. Mehmet Emin Köktaş, Türk- Alman Üniversitesi Kültür ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Mehmet Emin Köktaş, Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Şevket Erol Okan, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Cengiz Elmacı, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Murat Deniz Soygeniş.

-VAKIF ÜNİVERSİTELERİNE DEKAN ATAMALARI-
YÖK Genel Kurulu toplantısında, vakıf üniversitelerine ait 19 fakülteye dekan ataması yapıldı. YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, dekan ataması yapılan vakıf üniversiteleri, fakülteleri ve atanan dekan isimleri şöyle belirtildi:
İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Veysel Ulusoy, İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Üniversitesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Doğan Zafer Ertürk, İstanbul Medipol Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Hüsamettin Oktay, Eczacılık Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Şeref Demirayak, Tıp Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Naci Karacaoğlan, İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Cengiz Kallek, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, KTO Karatay Üniversitesi Huku Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Şahin Akıncı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Çağatay Ünüsan, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Ali Fuat Bilgin, Mühendislik Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Yücel Ercan, Turgut Özal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Sacit Adalı, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Bülent Dayangaç, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. C.Günseli İşçi, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Ayla Ersoy, Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Abdullah Dinçkol, İktisadi İdari Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Nazım Engin, İletişim Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Aysel Aziz, Sağlık Bilimleri Dekanlığı’na Prof. Dr. Ersi Abacı Kafaoğlu.

Ayrıca YÖK tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki vakıf üniversitesinin mütevelli heyeti tarafından YÖK’e önerilen rektör adaylarıyla ilgili olarak olumlu görüş bildirilmesine karar verildiği bildirildi. Açıklamada, bu üniversiteler ile rektör adayları şöyle belirtildi: Çağ Üniversitesi Prof. Dr. H.Çetin Bedestenci, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Prof. Dr. Kerim.
Açıklamada, YÖK Genel Kurulu toplantısında, iki vakıf üniversitesi mütevelli heyeti tarafından belirlenen ve rektör adayı olarak YÖK’e önerilen isimler ile ilgili olumlu görüş bildirilmesi kararına varıldığı kaydedildi. Buna göre, olumlu görüş bildirilmesi kararına varılan üniversiteler ve üniversitelerin YÖK’e önerdiği rektör adayı isimleri şöyle:
Çağ Üniversitesi; Prof. Dr. H.Çetin Bedestenci, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi; Prof. Dr. Kerim Güney.

PORSELEN YEMEK TAKIMI



MODEL: PORSELEN YEMEK TAKMI

İNDİR

SOFRA TAKIMI



MODEL: SOFRA TAKIMI

İNDİR

KÜÇÜK BİR SOFRA TAKIMI



MODEL: KÜÇÜK BİR SOFTA TAKIMI

İNDİR

SOFRA TAKIMI



MODEL: SOFRA TAKIMI

İNDİR

KIRMIZI ÇİÇEKLİ SOFRA TAKIMI



MODEL: KIRMIZI ÇİÇEKLİ SOFRA TAKIMI

İNDİR

BAYAN AYAKKABISI



MODEL: BAYAN AYAKKABISI

İNDİR

BAYAN AYAKKABISI



MODEL: ÇEŞİTLİ AYAKKABILAR

İNDİR

AYAKKABI VE GİYSİ ÇEŞİTLERİ



MODEL: ÇEŞİTLİ AYAKKABILAR VE GİYSİLER

İNDİR

CONVERSE



MODEL: KIŞLIK KONVERS,

İNDİR

CONVERSE



MODEL: KISA KONVERS, YAZLIK KONVERS

İNDİR

BOT



MODEL: BOT

İNDİR


MODEL: GİYSİ İÇİN PONPON

İNDİR

PLAZMA TELEVİZYON VE EV SİNEMA SİSTEMİ



MODEL: TELEVİZYON VE EV SİNEMA SİSTEMİ

İNDİR

BAVLUNBAZ



MODEL: BAVLUNBAZ

İNDİR

EV SİNEMA SİSTEMİ



MODEL: EV SİNEMA SİSTEMİ

İNDİR

DİJİTAL KAMERA



MODEL: POPÜLER DİJİTAL KAMERA

İNDİR

PANASONİC KAMERA



MODEL: PANASONİC KAMERA

İNDİR

Güzel Modern Oturma Odası



MODEL: Modern Oturma Odası

İNDİR


MODEL: Bina mimarı

İNDİR

Fabrika model




MODEL: Fabrika Model Dışarıdan

İNDİR

Mimar modeli alışveriş merkezi




MODEL: Mimar modeli bina

İNDİR


MODEL: Modellenbiş bir yerleşim bölgesi

İNDİR

Perde Toplayıcı



MODEL: Perde toplatıcı.

İNDİR

Heykel (Beş Olgu)



Model: Heykel, roma arabası

İNDİR


MODEL: Sahne için 3d binalar (Bölge çin)

İNDİR

Sahşap Oymalı Sehpa


MODEL : Oymalı sehpa

İNDİR

SONY'den mükemmel bir kamera !!!


Tüm video çekimi yapanlar, profesyonel bir şekilde çekim yapabilirsiniz. İşte SONY'den mükemmel HD kamera.

ÖZELLİKLERİ

Sahneye daha çok şey sığdırın
Artık partilerde, doğum günlerinde ve özel toplantılarda hiç kimse karenin dışında kalmayacak. Handycam®'lerde bulunan yüksek kaliteli Sony G Objektif şimdi önceki modellerin neredeyse 2 katı kadar görüntü alanıyla daha da gelişmiş bir geniş açı performansı sunuyor.

Tam kontrol
Yaratıcılığı öne çıkaran daha fazla kontrol için bağımsız zoom, odaklama ve iris halkaları gibi profesyonel özelliklerden faydalanın. Bunlar dışında stereo ses kaydı için XLR girişleri ve hızlı hatırlama için görüntü ayarlarını saklayan altı adet Resim Profili ayarı da bulunur.

Akıcı, zengin sinematik görüntüler
Geçmeli TV görüntülerine kıyasla aşamalı çekim kaydınıza film havası kazandırır. 25p aşamalı çekim modu, Cinematone Colour™ ve Cinematone Gamma™ ile geliştirilmiş, tıpkı filmlerde gördüğünüze benzer sinematik Full HD görüntüler sunar.

Yürüyün. Yakınlaştırın. Sabitleyin: Daha net fotoğraflar
Tripod kullanmadan yapılan çekimlerde fotoğrafın titrek çıkması sık karşılaşılan bir sorundur. Yeni Optical SteadyShot Aktif Modu, siz yürürken bile tüm zoom ayarlarında gelmiş geçmiş en iyi "3 yönlü" kamera titremesi düzeltme özelliğini sunuyor. Geniş açı konumundayken on kata kadar daha iyi titreme önleme performansını fark edeceksiniz.

En iyi Full HD görüntü kalitesi
Her karede daha fazla bit olması görüntünün de daha iyi olması anlamına gelir. Kalitenin önemli olduğu prodüksiyonlarda yeni FX Modu AVCHD formatında en yüksek bit hızı olan tam 24 Mbps'de 1920x1080/50i çözünürlüklü video çeker.

SONY'in sitesinde daha fazla bilgi: http://www.sony.com.tr/product/cam-high-definition-on-memory-stick/hdr-ax2000e

K.S.C.TVHD FİLM HABERİ

Şuan eğitimlerimiz devan etmektedir, Planlarımız yaza olacak, bir aksilik çıkmaz ise yaza çekimlerimiz baklayazak.

Samsung'un hedefi belli

Güney Kore'li elektronik firması Samsung'un yeni Anroid'li tableti, yıl sonun kadar 1 milyon satmayı hedefliyor.

7 inç'lik iPad rakibi, iyi bir satış bekliyor. Özellikle önümüzde bulunan tatil döneminde yüksek rakamlar bekleyen Samsung, Galaxy Tab'ı İngiltere'de piyasaya sundu. Tablet bilgisayarın bu ay sonunda ABD'de piyasaya sunulması da bekleniyor.

ABD'de piyasaya çıkacak olan Galaxy Tab'ın fiyatı 400 dolar olacak.

Kanynak: http://www.techno-labs.com/image/index/16/samsung_galaxy_tab.jpg

Koyu Bilal araba hırsızı oldu

Çekimleri 7 ay süren, 1 milyon dolar bütçe ile çekilen ve Demet Evgar'ın striptiz sahnesiyle vizyona girmeden çok konuşulan "Vay Arkadaş Manik, Tik, Dildo" bugün vizyona girdi. Filmin kadrosu ise gerçekten müthiş. Geniş Aile'nin "koyu Bilal"i Fırat Tanış, Nefes filminin "Mete Yüzbaşı"sı Mete Horozoğlu, Ali Atay, Demet Evgar, Mustafa Üstündağ, Pamela Spence ve Rasim Öztekin filmde karşımıza çıkan isimler. Filmin ilginç karakteri Tik yani Fırat Tanış ise on parmağında on marifet. Geçtiğimiz yıl kendisi için çok şey ifade eden İsmail Dümbüllü ödülünü alan Tanış, bu sene de albüm haberini verdi.

Hande Sinan'a kucak açtı



Hadise'nin basına ayrılık açıklaması göndermesinin üzerine morali çok bozulan Sinan Akçıl, dün gece Hande Yener ile Viyana'daki Hezz Club'ta sahne aldı.

Yener ile Akçıl'ın ilişkilerini artık daha özgür yaşamaya başladığı, bir gün önce sabaha kadar müzik dinledikleri konuşuluyor.

Hadise, önceki gün basına gönderdiği açıklamada, "Sayın basın mensubu arkadaşlarımız; Sayın Sinan Akçıl ile iki yıldır süren beraberliğim bugün itibariyle (29 Ekim) sona ermiştir. Sayın Sinan Akçıl ile artık hiçbir özel ilişkim kalmamıştır. Saygılarımla" ifadesini kullanmıştı.

Kaynak : http://www.ajans04.net/29919-Hande-Sinana-kucak-acti-agrihaberleri.html#ixzz14OUyf2Ge

BlackBerry ayda 79 liraya!


AVEA müşterileri, ayda 79 lira ödeyerek, BlackBerry Torch 9800 akıllı telefona sahip olabilecek
AVEA müşterileri, ayda 79 lira ödeyerek dokunmatik ekran ve BlackBerry klavyeyi buluşturan, BlackBerry 6 işletim sistemli BlackBerry Torch 9800 akıllı telefona sahip olabilecek. Avea’dan yapılan açıklamaya göre, isteyen müşteriler, 250 MB limitli BlackBerry internet servis paketi ile BlackBerry Torch 9800 Akıllı Telefona 24 ay taksitle, ayda 79 liraya sahip olabiliyor.

Yeni BlackBerry Torch, yüksek çözünürlüklü dokunmatik ekranı, dengeli bir yazım deneyimi sağlamak için kayarak açılan ışıklandırmalı BlackBerry klavyesi ve yüksek hassasiyet sağlayan optik hareket tuşu ile dikkat çekiyor.

Torch 9800’ün 5 MP kamerası, video kayıt özelliğinin yanı sıra sürekli otomatik odaklama, görüntü sabitleme, çeşitli sahne modlarında çekim ve yakınlaştırma gibi özellikleri destekliyor. Torch, 8 GB genişliğinde medya depolama kapasitesine sahip.

Bosch’tan A sınıfından bile % 50 tasarruflu kurutma makinesi

BOSCH Ev Aletleri’nin Ecologixx 7 kurutma makinesinin, kilogram başına sadece 0.23 kW saat enerji harcaması ile A enerji sınıfından bile yüzde 50 daha fazla tasarruf sağladığı belirtildi.

EcoLogixx 7 kurutma makinesi çamaşırları, balkonda kurutmadan kaynaklanan toz, kir, is, egzoz gazları gibi zararlı etkenlerden koruyor ve kullanıcıyı çamaşır asma, kurutma, toplama gibi uğraşlardan kurtararak zaman tasarrufu da sağlıyor. Doğa ve aile bütçesi dostu bu makine aynı zamanda Bosch’un yeni çamaşır makineleri ile uyumlu buz mavisi LCD ekran tasarımıyla da dikkat çekiyor. Ayrıca, yeni eklenen Türkçe panel ve yenilenen program seçim düğmesi ve menü tuşları ile de büyük kullanım kolaylığı sunuyor.

Sunucu çökerten yazılım!

Sadece 5 saat içerisinde sunucu çökertti...

Bu yazılım sadece 5 saat içerisinde rekor indirilme sayısına ulaştı, sunucuları çökertti!

Steve Jobs'a inat Flash desteği sunan Skyfire tarayacısını iPhone'unuza indirmeniz artık mümkün değil. Çıktıktan birkaç saat sonra yayından kaldırılan tarayıcı artık iTunes App Store'da bulunmuyor. Uygulamayı indirmeye çalıştığınızda bir hata mesajı ile karşılaşıyorsunuz. Şirketin son yaptığı son açıklamaya göre uygulama iTunes'te patlayan satışlarından sonra "tükendi" ve geçici olarak sipariş kabul etmiyor. Zaten uygulamanın yanında da "Sold Out" yani tükendi ibaresi yer alıyor. Dijital bir uygulamanın tükenmesi nasıl mümkün oluyor bu da bir soru işareti...

Peki ne oldu da Flash destekli bu tarayıcı aniden tedavülden kaldırıldı? Skyfire, Flash videolara talebin çok fazla olduğunu ve dolayısıyla sunucularında problem yaşadıklarını, bu nedenle uygulamayı geri çektiklerini söylüyor. Bunun Apple'ın bir hatası olmadığını söyleyen Skyfire geliştiricileri, kullanıcılara düşük kaliteli bir hizmet vermektense uygulamayı geçici olarak kapatmayı tercih ettiklerini, yeni sunucular eklenir eklenmez uygulamayı kullanıma açacaklarını söyledi. Bununla beraber geliştiriciler herhangi bir tarih belirtmediler.

İŞTE ÇOCUKLAR DUYMASIN DUYGU'NUN GERÇEK EŞİ

Çocuklar Duymasın' dizisinde anne ve babasını ikna edip evlenmeye çalışan Duygu karakterini canlandıran genç oyuncu Hayal Garip, önceki gün İstinye Park'ta 25 yaşındaki oyuncu ve yapım sorumlusu eşi Murat Kahraman Özalp'le el ele görüntülendi.

11 Bin Çocuk Evlatlık

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bakanlığına bağlı SHÇEK'in çalışmalarından söz ederken, 2003'e kadar 6 bin 976 çocuğun evlat edindirildiğini, bugün itibarıyla ise bu sayının 10 bin 948 olduğunu belirtti.
Kavaf, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığına bağlı SHÇEK, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, 2011 yılı bütçelerinin sunumunu yaptı.

Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, toplumdaki dezavantajlı ve özel olarak desteklenip korunması gereken kesimlerle ilgili ek önlemlerin alınmasının, son halk oylamasıyla anayasal güvence altına alındığını anımsatan Kavaf, son yıllarda sosyal hizmet alanında büyük atılımlar yapıldığını söyledi.

Kavaf, bu çerçevede SHÇEK'in hizmet önceliğinin, aile merkezli koruyucu ve önleyici çalışmalara verildiğini ifade ederek, kurum bakımına ihtiyacı olan çocuk, engelli ve yaşlılar için sunulan hizmetlerin, her kesimin farklı ihtiyaçlarına göre alternatifler oluşturacak biçimde yeniden düzenlendiğini anlattı.

Yeni hizmet modellerinin, ''ihtiyaç sahiplerine en yüksek kalitede ve bulundukları yerde hizmet verme ilkesiyle oluşturulduğunu'' kaydeden Kavaf, ''Hükümetimiz, devletin himayesine muhtaç olup, sosyal güvencesi olmayan vatandaşlarımıza ulaşabilmek amacıyla kurumumuzun bütçesinde önceki yıllara oranla önemli artışlar sağlamıştır'' dedi.


-''YERLİ VE YABANCI OTORİTELERCE TAKDİR''-


Kavaf, yatılı kurum bakımının, ihtiyaç sahipleri için son seçenek haline getirildiğine işaret ederek, öz ailesi yanında destek, koruyucu aile, evlat edindirme, evde bakım gibi yeni hizmet modelleriyle gelinen noktanın, yerli ve yabancı otoritelerce takdir edildiğini, başka ülkeler tarafından örnek alındığını kaydetti.

Gelecek yıl sonuna kadar 381 bin engelliye evde bakım hizmeti vermeyi hedeflediklerini belirten Kavaf, 2003 yılı başında yatılı hizmet talebinde bulunan engelli sayısı 3 bin 729 iken bugün sıra bekleyen engelli bulunmadığını bildirdi. Kavaf, 2003 başında 21 özürlü bakım merkezinde, bin 943 kapasiteyle hizmet verildiğini, bugün 140 resmi ve özel bakım merkezinde 11 bin 655 engelliye hizmet sunulduğunu, 2011'de ise bu kapasiteyi 13 bine çıkarmayı amaçladıklarını vurguladı.

Kavaf, 2011 yılı sonuna kadar Engelsiz Yaşam Evlerinin sayını 200'e yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, ''Aileleriyle birlikte yaşayan engellilerimizin, ailelerinin düğün, seyahat gibi özel durumları nedeniyle misafir olarak bakım merkezlerimizde kalmalarını sağlamak için de yeni bir düzenleme gerçekleştirdik. Bu kapsamda engellilerimiz ihtiyaç duydukları dönemlerde geçici bir süreyle bizim kuruluşlarımızda misafir olarak kalabilecekler'' diye konuştu.

Engelli çocuklara yönelik Umut Evi projesi kapsamında İzmir ve Isparta'da 3 pilot uygulama başlatıldığını anımsatan Kavaf, sonuçların değerlendirilmesinin ardından gelecek yıl bu projenin yaygınlaştırılmasının sağlanacağını söyledi.


-29 BİN 920 ÇOCUĞA AİLE YANINDA DESTEK-


Bakan Kavaf, bugüne kadar yapılan çalışmaları ve gelecek yıl hedeflerini ise özetle şöyle sıraladı:

''Türkiye'de bir ilk olarak 18 ve üzeri yaş grubundaki bakıma muhtaç otistik bireylerden ailesi yanında bakımı mümkün olmayanlara İstanbul'da yatılı ve gündüzlü olarak bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulacaktır.

Daha önce ekonomik sebeplerle koruma altına alınan çocuklar, ailelerinin yanına döndürülmüş ve kendi öz aileleri yanında desteklenmeye devam edilmektedir. Çünkü gerekli güvenlik koşullarının sağlanması kaydıyla, her çocuk için en uygun ve en iyi yetişme ortamı kendi öz ailesinin yanıdır. Bu kapsamda 29 bin 920 çocuğumuzu ailesinin yanında desteklemekteyiz. Ailesi yanında desteklenen çocuklarla birlikte ihtiyaç sahibi kişilere verilen ekonomik ve sosyal destek 2002'de 5 milyon 233 bin 236 liraydı. 2010'da bu rakam 87 milyon 44 bin lira oldu. 2011'de ise bu desteğin 2002'ye göre yüzde bin 880 oranında arttırılarak 98 milyon 290 bin lira olması öngörülmüştür.

2003 yılına kadar 6 bin 976 çocuk evlat edindirilmişken, bugün itibari ile 10 bin 948 çocuk evlat edindirilmiştir. Türkiye genelinde 284 Çocuk Evimiz var, 2011 sonuna kadar bunu 400'e çıkarmayı planlıyoruz. 7 Koruma ve Bakım Rehabilitasyon Merkezimizde 128 çocuğa, 23 Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezimizde ise 335 çocuğumuza yatılı hizmet verilmektedir. 2011'de bu merkezlerin toplam sayısının 40'a ulaşması planlanmaktadır.''


-KADIN KONUKEVLERİ-


İstismara uğrayan ya da bu riski taşıyan veya şiddet mağduru olan kadınlara, psiko-sosyal destek, acil barınma, sağlık, hukuki yardım gibi ihtiyaçlarını karşılayan kadın konukevlerinin sayısını hızla arttırdıklarını kaydeden Kavaf, 2003'te 170 kapasiteli 8 kadın konukevi varken, bugün 867 kapasiteyle 38 kadın konukevinin hizmet verdiğini söyledi. Kavaf, bu rakamı, bu yılın sonuna kadar açacakları konukevleriyle 45'e, 2011'de ise 50'ye çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.

SHÇEK'te 2003'teki 12 bin 644 olan personel sayısının, bugün 22 bin 169'a ulaştığını, 2011'de ise 25 bin personeli hedeflediklerini belirten Kavaf, ''2003'de 30 kişiye bir bakım elemanı düşmekteyken kuruluşlarımızdaki bakım standartları yükseltilerek, özürlü bakım merkezlerinde 6 özürlüye, çocuk yuvalarında 6?8 çocuğa, huzurevlerinde ise 15 yaşlıya en az meslek lisesi düzeyinde eğitimli veya en az lise mezunu bakım sertifikalı bir bakım elemanı ile hizmet verilmesi sağlanmıştır'' diye konuştu.



-KADINA YÖNELİK ŞİDDETTİN ÖNLENMESİ EĞİTİMLERİ-


Kavaf, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla İçişleri, Adalet, Sağlık bakanlıkları ile Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanlığı ile yapılan protokoller çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim programlarında, 40 bin 400 emniyet görevlisi, 326 yargı mensubu ile 59 bin sağlık personelinin eğitiminin tamamlandığını ifade etti.

Kavaf, sözlerini şöyle tamamladı:

''Kırsal kesim kadınlarının güçlendirilmesi, açlık ve yoksulluğun ortadan kaldırılması, kırsal kesim kadınlarının kalkınmadaki rolleri konusunda ilgili sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve uzmanların katılımlarıyla bir çalıştay yapılacaktır. Ekonomik faaliyette bulunan kadınlar arasında yeterli iletişimin, koordinasyonun bulunmaması ve yürüttükleri faaliyet alanlarında örgütlenmelerinin sınırlı kalması önemli sorun alanlarından biri olarak görülmektedir. Bu amaçla, kadınların ekonomik faaliyet alanlarında örgütlenmeleri: Kooperatifleşme isimli toplantı gerçekleştirilecektir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yurt dışında yaşayan kadınlarımıza yönelik toplantılar düzenlenecektir. Kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumunu doğrudan etkileyen, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önünde engel teşkil eden, birbirleriyle iç içe geçmiş sorun alanları ile mücadelede etmek amacıyla Kadına Yönelik Şiddet, Kadın ve Sağlık, Erken Evlilikler paneli düzenlenecektir.

6 yıl sonra bir ilk!


2004’TE yapılan Desa Deri’nin halka arzından sonra tekstil sektöründeki ilk halka arzı Hateks gerçekleştirecek. Sermayesini 50 milyon TL’ye yükseltecek olan Hateks, hisselerinin yüzde 15’ini halka arz edecek. Hateks, halka arz geliriyle hem yatırımlarına hız verecek hem de borçlarının bir kısmını kapatacak.

Armani’den Marks and Spencer’a Benetton’dan Ikea’ya kadar 20 dünya devine ev tekstil ürünleri üreten Hatay Tekstil İşletmeleri A.Ş (Hateks) halka açılıyor. 2004 yılındaki Desa Deri’nin arzından sonra İMKB’ye bir tekstil şirketi gelirken Hateks Hatay’ın da halka açılan ilk şirketi olacak.

Hateks CEO’su Abud Abdo İMKB ve SPK’nın İstanbul’da başlattığı halka arz seferberliğine katıldıklarını ve halka açılmaya ikna olduklarını ifade ederek, “Tekstilde iyi işlere imza atıldığını göstermek istedik” dedi.

Türkiye’nin en büyük entegre tekstil şirketlerinden Hateks halka arz için düğmeye bastı. Halka arz öncesinde Hatay ve Halep’teki üretim tesislerini basına tanıtan Hateks CEO’su Abud Abdo, Türkiye’de tekstil sektörünün olumsuz algısını değiştirecek cesur bir adım attıklarını söyledi. Yüzde 15’i Aralık ayında halka açılması planlanan Hateks halka arzdan elde edeceği geliri kapasite artırımında, Avrupa’daki markasını güçlendirmekte ve yurtiçinde yapacağı mağaza yatırımlarında kullanmayı planlıyor.

Grup şirketlerinin performansını değerlendiren Abdo, 2009 yılı cirosunun 62 milyon TL, toplam ihracatının 40 milyon dolar seviyesinde olduğunu söyledi. 2010 yılının 9 aylık döneminde gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artırdıklarını yıl sonunda 100 milyon TL lik bir ciroya ulaşmayı hedeflediklerini belirten Abdo, “2011 yılı üretim kapasitemizin de yüzde 30’unu şimdiden doldurduk.

Üretimimizin yüzde 95’ini AB ülkeleri ve ABD’ye ihraç ediyoruz. Yıl sonunda 42 milyon dolarlık ihracat geliri elde etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

18.8 milyon TL sermayesi bulunan Hateks, sermayesini önce bedelsiz 45 milyon TL’ye çıkartacak. Daha sonra bedelli sermaye artırımı yaparak 50 milyon TL’lik sermayeye ulaşacak olan Hateks, bunun 5 milyon Tl’lik kısmını İMKB birincil pazarda doğrudan satış yöntemiyle satacak. Halka açıklık oranı yüzde 15 olacak. Galata Menkul Değerler liderliğinde arz olacak şirket hisseleri ağırlıklı olarak yerli yatırımcılara satılacak.

3 aile farklı sektörde

Hateks Grubu, Abdo, Huri, Gazel Aileleri tarafından eşit ortaklı olarak 1973’te Antakya’da kuruldu. Hateks’in ortaklarının tekstil dışında inşaat, enerji, ve turizm sektörlerinde de yatırımları bulunuyor. Grubun Letoonia markası ile Belek ve Fethiye’de toplam 2.500 yatak kapasiteli iki tatil köyü var. Ayrıca Gazella turizm acentasının da sahipleri. Grubun toplam cirosu 250 milyon lira.

2011’de Türkiye’de Sensei markasıyla ‘zincir’ kuracak

Grubun İtalyanlarla Hatfil Tekstil ortaklığı bulunurken, Hateks CEO’su Abud Abdo, 2005 yılında Fransız ev tekstil markası Sensei’nin de dahil olduğu Sireteks’in yüzde 50’sini yine aynı yıl Fransız pazarlama şirketi Cotonella markasının yüzde 55’ini satın aldıklarını söyledi. Abdo 2011 yılında artık Türkiye’de mağazalaşma sürecini başlatacaklarını dile getirerek şu bilgileri verdi: “Sensei markasını Türkiye’de geliştirmeyi planlıyoruz. Sensei Türkiye’de 550 mağaza zinciri ve butikte satılıyor. 2011 yılının ikinci yarısında Sensei markası ile mağazalaşmayı hedefliyoruz.”

Obama'nın maçı henüz bitmedi

Başkan Barack Obama son iki yıldır Cumhuriyetçilerin ülkenin siyasi argümanını belirlemesine göz yumdu ve muharebe hatlarını istedikleri şekilde çizmelerine izin verdi. Gerek Obama gerek partisi bunun tekrarlanmasına izin veremez.
Demokratların kendi içlerine dönüp sorunlarının, tabanlarını seferber etmek ve heyecanlandırmak ya da siyasi merkezden destek toplamak konusundaki başarısızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair sonuçsuz bir savaşa tutuşması aptalca olacaktır. Aslında Demokratlar bağımsızları kaybederken, ılımlı seçmenleri yanında tuttu. Onları en fazla yaralayan şu acı gerçekti: 30 yaşından genç seçmenler 2008’de toplam seçmenlerin yüzde 18’inden fazlasını teşkil ediyordu, fakat çıkış anketlerine bakılırsa, salı günü bu kitlenin sadece yarısına yakını sandığa gitti. Yani kararı çok daha yaşlı ve çok daha muhafazakâr bir seçmen kitlesi verdi. Evet, ortada bir heyecan eksikliği vardı.
Bu sadece şunu gösteriyor: Salı günkü sonuçlar yarışın sonunun değil, bir sonraki raundun başlangıcının habercisi. Sonraki seçim öncesinde -ki sonucunu daha geniş bir seçmen kitlesi belirleyecek- Obama da dahil olmak üzere ilericiler girdikleri muharebeleri daha akıllıca seçmeli, ülkedeki ekonomik sıkıntılara daha fazla odaklanmalı, askerlerini seferber eden ve hedeflerini ileriye taşıyan tartışmaları teşvik etmek konusunda en az hasımları kadar uyanık olmalı.

Sağlık reformu hata değildi
Obama sağlık reformu için mücadele vermekle, dibe vurmuş ekonomiyi canlandırmakla veya mali reform için bastırmakla yanlış yapmadı. Fakat başkan ve müttefikleri, bu başarıları savunmayı başaramayarak partizan tenkitçilerin önünü açtı ve onlar tartışmayı ‘büyük yönetim’ ve ‘kurtarmalar’la ilgili boş laflara kaydırdı. Sonuç: Salı günü sandığa gidenlerin sadece üçte biri canlandırma önlemlerinin ekonomiyi iyiye götürdüğünü düşünüyordu.
Şimdi Obama’nın ortak çıkarları ve ilerici idealleri, Cumhuriyetçileri bunlara karşı çıkmanın bedelini ödemek zorunda bırakacak şekilde ileriye taşıyan öneriler ortaya koyması gerekiyor. Ekonomi hâlâ çok daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor ve Obama eyaletlere işten çıkarmaları ve vergi artışlarını önleyecek geniş çaplı destek sunarak Cumhuriyetçilerin o eski gelir paylaşımı idealini sahiplenmeli. Bu, birçok yeni Cumhuriyetçi vali tarafından da memnuniyetle karşılanacaktır. Kongre’deki Cumhuriyetçiler onlarla kavgaya tutuşmayı göze alır mı dersiniz?
Obama ayrıca iki partinin desteğini alan bir altyapı hamlesiyle de ilerlemeli. Ülkemizin çöktü çökecek kamu kuruluşlarını ıslah etmek için bu dönemden iyisini bulamayız, zira şu sıra borçlanmak ucuz. Ve Obama Amerikan imalat sektöründeki gerilemenin üzerine gitmeli, Orta Batı’yı saran huzursuzluğun başlıca sebebi bu gerileme.

Cumhuriyetçileri zorlamalı
Kaynağı belirsiz parayla ilgili endişelerinin bir kampanya hilesinden ibaret olmadığını kanıtlamak için Demokratların Kongre’nin ikinci döneminde bu konudaki yasayı hakkıyla hazırlayıp açıklaması ve yasa bloke edildiği takdirde önünü açmak için tekrar tekrar zorlaması gerekiyor. Cumhuriyetçilere de kamu harcaması karşıtı, bütçe açığı karşıtı söylemlerinin arkasındaki gerekçeleri ortaya koymaları yönünde baskı yapılmalı. Onları, seçmenleriyle yüzleşmek zorunda kalacakları bütçe kesintileriyle karşı karşıya bırakmak lazım. Tarım sübvansiyonları kutsal değildir, keza Pentagon’un ihtiyaç duymadığını söylediği silah sistemlerine para dökmek ve vergi giderleri ve öncelikleri dahilindeki yüz milyonlar da. Ve Cumhuriyetçiler zenginler için vergi kesintilerinde ısrar etmeyi sürdürürse, bunun maliyetini hangi harcama kesintilerinin karşılayacağını göstermek zorundalar.

İdari reform şart
Kamuoyunun hükümete yönelik süregiden güvensizliği, Obama’nın bürokraside ve federal yönetimin işe alım, satın alma ve vatandaşlara karşılık verme usullerinde reformlar için bastırmasını gerektiriyor. İdari reform, ilk iki yılında Obama’nın önceliği olmalıydı. Gelinen noktadaysa artık bir zorunluluk. Senato’nun Cumhuriyetçi lideri Mitch McConnell geçenlerde, “Başarmak istediğimiz en önemli şey, Obama’nın ikinci dönem seçilmemesini sağlamak” dedi. Dediği şey kesinlikle doğruydu. Cumhuriyetçiler ve Obama birlikte iş yapmak zorunda kalacak, fakat imkânsız bir partiler arası işbirliği düzeyinin olduğu numarasına yatmak artık mümkün değil.
Muhafazakârlar özel sektör için özgürlüğe, federal hükümetin yaptıklarını sınırlamaya ve zenginler için vergi kesintilerine inanıyor. İlericilerse daha fazla eşitliği teşvik eden, iş dünyasını kamuoyu çıkarı doğrultusunda düzenleyen ve kamusal faaliyeti Amerika’nın rekabetçiliğinin teşvik edilmesi olarak gören bir hükümete inanıyor. Seçim bu tutumları değiştirmedi. İlericiler için bu bir geri adım, fakat kalıcı bir yenilgi değil. Gerçek kayıplar yaşadılar, fakat Senato’da ve kilit önemdeki valilik yarışlarında güçlerini muhafaza ettiler. Gerçek koz paylaşımı iki yıl sonra yaşanacak ve seçmenlerin Cumhuriyetçilerle Demokratları eşit derecede tokatladığı bir ortamda her sonuç mümkün. (3 Kasım 2010)